Değerli Musîkiseverler,
TRT Kurumu, Türk Müziği'ne bir okul gibi hizmet etmiş bir kurum.
Bildiğiniz üzere kısa bir süre önce TRT-4 yayından kalktı ve yerine "Çocuk Kanalı" yayına sokuldu.
TRT-Müzik adıyla yeni bir tv kanalı da yayına başladı. TRT, yine bir kültür lokomotifi olarak görevini devam ettireceği yönündeki beklentilerim maalesef bir hayalmiş. Zira TRT-Müzik kanalında "Türk Müziği" artık "Alaturka" adıyla anılmaya başlanmıştı bile. Saz musîkisi, klasik takımlar, fasıllar... artık sadece rüyalarımda vardı.
Bugün "Akşam Sefası" isimli arabesk-hafif batı müziği melezi programlar TRT'nin en kaliteli(!) yapımları olarak yansıtılmaktadır.
Türk Müziği eserlerini ikinci sınıf gazino şarkıcıları gibi yorumlayan sanatçılar "büyük sanatkâr" diye anons edilip program yapımcılarından büyük methiyeler alıyorlar. Hatta bu sanatçılara tekrar davet sözü veriliyor.
Üzülerek söylüyorum ki "TRT Müzik kanalı arabesk yayın yapan bir tv kanalıdır."
TRT-Nağme'de durum çok farklı değil. Bu radyo yayına başladığında bizler umutlanmıştık. Türk Müziğinin klasik ve neoklasik döneminin yayılmasını ve tanıtılmasını sağlamak amacıyla kurulmuş ve yayına başlamıştı. Lakin önüne gelenin istediğini çaldığı ve söylediği bir radyo kanalından öteye geçemedi.
Bu yozlaşmada, üçüncü sınıf arabesk şarkıcıları her şarkının sonunda "Ağzına,yüreğine sağlık" sözleri ile ödüllendiren TRT yapımcıları kadar en az biz dinleyicilerin de sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki, Türk Müziği'ni bizlere yansıtamayan, sesi ve yorumu ile kulak yoran ve gönüllerimize hasar veren insanlara e-mail yağdırıp programa övgüler sıralayan dinleyicilerin de sorumluluğu yok mu dersiniz?


