|
Nâleden ney deldi bağrın Hû deyu nâlan eder Cemâl-i Halveti |
|
Nağme-i bülbül-i ney nefha-i Mevlânadır
İhsan Hamamizade |
|
Hoş gelir berceste şevk-âra gazel tanburdan
Hakkı bey |
aşk
|
Sanma bihûde döner vecde gelen aşıklar
Mest-i canan olarak akla veda eylerler
Neyden bang-i elestiyi duyup âh ederek
Hakkı âgûşa sarar öyle sema’ eylerler
Mithat Baharî |
|
Aşkın sesi neyden söyler Gizli sırlar ayan eyler Söyleyen Hak dinleyen Hak Hak'tan başka birşey var mı? Fani |
|
Sen “Dinle ney’den” dedin, biz kaval dinledik
Ney’den maksat kâmil bir insan imiş bilmedik
Her Aralık ayında seni andık sanırız;
“Gel” dediğin manada ne yazık ki gelmedik
Ramazan Çetin |
|
Gûş kıl “yâ Hu erihnî yâ Bilâl”in nüktesin
Şârih-i sırr-ı kelâm-ı aşktır nây u kudüm
Nükte-i ser-bestelerden dem urur âvâzesi
Remziyâ ser-mest-i câm-ı aşktır nây u kudüm
Ahmet Remzi Akyürek |
|
Demlenür her dem havâ-yı aşk ile divâne ney
Neyle seyr et arz eder sûz-i dilin canâne ney
Bülbülî nâliş-geri hamûş eder gülzârda
Başlayınca nağme-i dil-sûz ile efgâne ney
Dem urur her dem makam-ı lâhutdan
Râz-ı aşkın perdesin keşf eylemez nâdane ney
Sînesi sûzan dili pürdâğ muhrîk nâlesi
Gûyiya aşk ile yandı ateş-i hicrâne ney
Navek-i dil-dûz-ı çeşm-i neyzen-i mahbûbdan
Şerhalar çekmiş serapâ sîne-i sûzâne ney
Başka bir hâlet verir sermest-i bezm-i vahdete
Neş’e bahşâ-yi safâdır meclis-i rindâne ney
Bende-i Mollâ-yı Rum’un çok mudur Hakkı eger
Her nefes dem-sâz olursa bu dîl-i nâlane ney
Hakkı Paşa |
|
Nâle-i neyle bugün pek bî-karar oldum yine
Ney hamûş oldu fakat ben nâle-kâr oldum yine
Nây-ı Mevlana-yı Rumi şerh-i derd-i aşk ider
Duyduğum an nefhasın zâr-u nizar oldum yine
Koptu âhım “Ateşest in bang-i nây-ü nist bâd”
Düştü ateş gönlüme âteş-nisâr oldum yine
Gûyiyâ mey nâle-i cân-sûzı neyden muhterik
Yandı sinem şârib-i leyl ü nehâr oldum yine
Geldi neyden mest iden “bişnev” sadâsı gûşuma
Dergeh-i Molla’ya düştüm hâk-sâr oldum yine
Asaf Halet Çelebi |
|
Kargı mıydı, kamış mıydı neydi O?
Her makama aşina bir şeydi O
Nefha nefha dem çeküp zevk-i sahâ
Nağmesiyle geldi câna deydi O
Silk-i uşşaka girüp hem verdi can
Câme-i nûr-i Hüseyni geydi O
Savtına anın ferah-efzâ derim
Aşıkâna menba-ı heyheydi O
Musikî ilmine hakim idi
Âdeta akran içinde Bey’di O
Yok nasıl bey’di efendim, şâh idi
Hamil-i esrâr-ı Rabb-i Hayy idi O
Nefh-i Davud’da bol âhenk ile
Tenlere hem canlara mayeydi O
Rûh-i Mansur’dan “Ene’l Hak” gû olup
Kâinatı mesteden bir meydi O
Safha-i ervâh-ı uşşaka bütün
Hüsn-ü aşk nakşeden hâmeydi O
Zevk ve derd-i aşkı ifşâ eyleyen
Bir İlahi nağme-i nâleydi O
Dildeki mana ü zevk-i ebkârına
Kudretin bahşettiği câmeydi O
Kevser-i irfân-ı Mevlanâ ile
Doldurulmuş manevi kâseydi O
Bir kamıştı sûretâ amma Azîz
Âlem-i mânaya mazhar Ney’di O.
Aziz Kenzî Şenol |


